Akca; ‘Su pozitif gelecek’ konusunda önemli tespitlerde bulundu

Kartepe Zirvesi 2022’ne katılan Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Lütfi Akca, ‘Su pozitif gelecek’ konusunda önemli tespitlerde bulundu

Dünyanın en önemli düşünce zirveleri arasında yer almayı başaran Kartepe Zirvesi 2022’de beyin fırtınası devam ediyor. ‘Dirençli Şehirler ve Şehrin Dönüşümü’ temasıyla pek çok konunun masaya yatırıldığı zirvenin üçüncü gününde ‘Su pozitif gelecek’ konusu katılımcılara anlatıldı. Kocaeli Kongre Merkezi Selim Sırrı Paşa Salonu’nda moderatörlüğünü SDSN Türkiye Koordinatörü Bahar Özay’ın üstlendiği panel oturumun konukları Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Lütfi Akca, İTÜ Peyzaj Mimarlığı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayriye Eşbah Tuncay, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi/SUEN Proje Geliştirme ve Uygulama Koordinatörü Aslıhan Kerç, Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. İrem Daloğlu Çetinkaya oldu.

“SUYUN YERİNDE YÖNETİLMESİ GEREKİYOR”

Kocaeli Kongre Merkezi’ndeki ‘Su Pozitif Gelecek’ konulu panelde konuşan Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetim Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Lütfi Akca, su yönetiminin gerçekten zor bir konu olduğunu belirtti. Akca, bütün canlıların suya ihtiyacı olduğunu ve suyun ulaşmadığı hiçbir toplum, insan ve kesim bulunmadığını aktardı. Su yönetimi içerisindeki aktörlerin çok değişik olduğunu ve bu nedenle de su yönetiminin zor olduğuna işaret eden Akca, “En tepede suyu planlayan ve tesisleri, barajları yapan kurumlardan tutun da köyde kuyu açıp, tarlasını sulayan çiftçiye kadar herkes aslında su yönetiminin bir parçası. Diğer taraftan bu yerel bir kaynak. Yerel değerleri var, yerinde yönetilmesi gerekiyor, toplumla birlikte yönetilmesi gerekiyor, kullanıcılarla birlikte yönetilmesi gerekiyor. O zaman kullanıcıları da yönetmeniz gerekiyor. Dolayısıyla gerçekten zor bir konu” ifadelerini kullandı.

“880 BARAJIMIZ, 660 GÖLETİMİZ VAR”

Sürdürülebilir su yönetiminin tanımlanması gerektiğine işaret eden Akca, şunları ifade etti; “Bir risk yönetimi boyutunu da artık günümüz şartlarında su kaynakları yönetiminde göz ardı etmek mümkün değil. Çünkü iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı risklerin yanı sıra belirsizlikler ve iklim değişikliğinin 2 ana neticesi olan kuraklık, sel ve taşkınların tabiatında var olan belirsizlikler, bu boyutları da bir risk yönetimi anlayışıyla yönetmemiz gerekiyor. Biz ne durumdayız? Bir şeyi çok iyi yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Arz yönetimi diyebileceğimiz, su kaynaklarını geliştirilmesi, insanlara, sanayiciye çiftçiye sunulması. Yıllardan beri, kurulmuş olan köklü kuruluşlarımız var. Onlar bu işleri yapıyorlar. Onlar tabi suyun var olduğu sürece işe yarayan altyapı, unsurlar. Ama artık altyapıyı belki bitirdik. Şimdi 880 barajımız var, 660 göletimiz var, 8,5 milyon hektar sulanabilir alanın, herhalde 7,5 milyon hektarını sulayabilir durumdayız. İstatistiklere bakarsak, arıtma tesislerimiz belediyelerde yüzde 88’e, 90’a ulaştı. Ama sonuçlara baktığımız zaman, artık su kaynaklarını farklı bir boyutuyla diğer bileşenleriyle de yönetmemiz gerektiğini söylememiz gerekiyor. Bunların başında talep yönetimi geliyor” dedi. Diğer konuşmacılar da suyun dünyadaki önemine değinerek, su stresi altında yaşadıklarını söyledi. ‘Temiz su kaynaklarımızı korumak için ne yapmalıyız ?’ sorusuna da cevap arandığı panel oturumunda konuşmacılar, iklim değişikliğinin su krizini tetiklediğini ifade etti.

Bir cevap yazın