İstanbul
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Marmara Basın Güncel ‘Sığınmacı Hakları Sempozyumu’nda göç ve sığınmacı konusu konuşuldu

‘Sığınmacı Hakları Sempozyumu’nda göç ve sığınmacı konusu konuşuldu

İstanbul Medipol Üniversitesi Akdeniz Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen ‘Sığınmacı Hakları Sempozyumu’nda göç ve sığınmacı olgusu farklı açılardan ele alındı.

İstanbul Medipol Üniversitesi Akdeniz Araştırmaları Merkezi tarafından Sığınmacı Hakları Sempozyumu düzenlendi. Sempozyumda göç ve sığınmacı olgusu; hukuk, eğitim, medya, ekonomi, toplumsal cinsiyet ve ayrımcılık konularını içeren başlıklarda tartışmaya açıldı. 2 gün süren sempozyumda farklı üniversitelerden çok sayıda akademisyen, lisansüstü öğrencisi ve STK temsilcisi konuşmalar gerçekleştirdi.

İpşirli: “incir ağacının altında rahat oturabiliyoruz”

İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet İpşirli, göç ve sığınma konusunu dünyada en iyi bilen milletlerden birinin Türkler olduğunu söyledi. Osmanlı Devleti zamanında ve daha önceki dönemlerde yüzlerce örnek bulunduğunu kaydeden İpşirli şöyle dedi: “Müslümanlar diğer din mensuplarına zulmetmedi. İspanya’dan gelen Musevilerden Zarafati, Almanya’daki akrabalarına şöyle yazıyordu: ‘Burada çok rahatız, çocuklarımızı kendi sinagog mekteplerimize gönderebiliyoruz, istediğimiz şekilde çarşıda pazarda rahatça gezebiliyoruz hatta incir ağacının altında rahat oturabiliyoruz.’ Yüzyıllardır bizdeki gelenek budur. Balkanlar’daki Müslüman topluluk 19.yüzyılda her şeyi bırakıp Anadolu’ya gelmeye başladı. O dönemde Osmanlı, idari ve ekonomik olarak çok perişan durumdaydı. Buna rağmen devlet zulüm gören insanları kabul ediyordu. Bizde sığınmacılara merhamet konusunun yerleşmiş bir temeli vardır. Zulüm söz konusuyken başka türlü hareket etmek zaten mümkün değil.”

Gazi: “Gerçekleri öğrenmek için suriyelilerle iletişim kurun”

Prof. Dr. Bekir Berat Özipek ise Suriyeli sığınmacılar konusuna sadece akademik değil insani ve ahlaki açıdan ve doğru bir perspektiften bakılması gerektiğini söyledi. Özipek, sığınmacılara yönelik olarak ekonomi üzerinden oluşturulan algının da gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Suriyeli akademisyen Taha El Gazi ise medyada Suriyelilerle ilgili çıkan haberlerin birçoğunun gerçeği yansıtmadığını, toplumun doğruları öğrenmek için Suriyelerle iletişim kurması gerektiğini belirtti.

Dr. Öğr. Üyesi Faik Tanrıkulu da Suriyelilerin topluma adapte olması için istihdam olanaklarının arttırılması gerektiğini söyledi. Türkiye’deki Suriyelilerden 650 bininin iş gücüne katkı sağlayabileceğini belirten Tanrıkulu, çalışma izni olan Suriyeli sayısının ise sadece 40 bin olduğunu söyledi. Sempozyum sonrasında somut siyasi önerileri içeren rapor ile birlikte sığınmacılar için haklar ve hukuki süreçlerle içeren kılavuzun üretilmesi hedefleniyor.
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *