İstanbul
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Marmara Basın Sağlık Kötü karne getiren çocuğa nasıl davranılmalı?

Kötü karne getiren çocuğa nasıl davranılmalı?

VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nden Psikolog Dilay Süloğlu, kötü karne getiren çocuklara yönelik ailelerin nasıl yaklaşım geliştirmesi konusunda bilgilendiriyor.
Karne gününün yaklaşmasıyla birlikte hem ebeveynlerin hem de çocukların stresi artıyor. Aslında heyecanla beklenilmesi gereken karne günü bazı çocuklar için utanç ve azar gibi olumsuz duygular canlandırırken, birçok ebeveyn için de kaygı ve yetersizlik duygusu uyandıran bir gün oluyor. Kültürümüzde karne, çocuğun o dönem içinde öğrendiği derslere dair değil, yaşam başarısına dair bir derecelendirme olarak görülmeye başladı. Peki, karnesinde “başarılı” not getirmeyen çocuğumuza nasıl davranmalıyız? Öncelikle üzerinde durulması gereken nokta “başarı” kavramıdır. Başarı düzeyi her bireyde farklı ve özgün yorumlanmalıdır. Bir alanda başarılı olan bir öğrencinin her alanda aynı düzeyde ve sürekli başarılı olacağını düşünmek bizi yanılgıya götürebilir. Sürekli başkalarıyla kıyaslanan çocuğun özgüveni düşer ve motivasyonu günden güne azalır. Her bireyin öğrenme şekli, süresi ve dikkat düzeyi birbirinden farklıdır. Ebeveynler çevrelerindeki diğer ailelerin çocuklarıyla kıyaslama yaparak, eleştirerek ve hatta cezalandırarak sonuca ulaşacaklarını düşünseler de bu gerçekçi değildir. Her çocuk birbirinden bağımsızdır ve başarı düzeyleri de değişkendir. Sonuca değil, sürece odaklanmalıyız. Yargılayıcı ve reddedici bir tutumdan önce onu anlamaya çalışmalıyız. Çok sayıda faktör çocuğun performansı üzerinde etkili olabilir. Ortaya çıkan başarısızlık hiçbir zaman tek yönlü değildir. Aile içi sorunlar, dikkat eksikliği, depresyon, kaygı, düzensiz çalışma alışkanlığı, öğrenme sorunları ve benzeri olmak üzere çocuğun başarısı üzerinde etkili olur. Sonuçla karşılaştığımızda duygusal tepkilerimizi kontrol etmeliyiz. Çocuğun kişiliğine vurgu yapmak yerine davranışına vurgu yapmalıyız. Kişiliğe yönelik olumsuz tutumlarla karşılaşan çocukta “yalnızca başarılıysam değerliyim” gibi işlevsel olmayan bir inanç gelişebilir. Bu da akademik başarısızlığın beraberinde ruhsal sorunları doğurur. Çocuk, ailesi tarafından sadece başarılarının kabul edileceği düşüncesine kapılırsa, yalan söyleme ya da kaçınma gibi yollara başvurabilir. Peki, kısaca ne yapmalıyız? ü Başarısızlık sadece çocukla ilgili bir durum değildir. Alt etmenlerini inceleyin. Bir uzman ile beraber çocuğun gelişim düzeyini, öğrenme biçimlerini ve dikkat becerilerini gözden geçirin. Stratejiler belirleyin. ü Performansını etkileyebilecek olan dışsal etkenleri inceleyin (aile içi sorunlar, şiddet, kaygı bozukluğu, fiziksel rahatsızlıklar vb.) ü Mükemmeliyetçi beklentilerinizin farkına varın. Bunları çocuğunuza yansıtmamaya gayret gösterin. ü Başarısızlığı üzerinde durmak yerine, başarı kavramı üzerinde durun ve başarılı olacağına dair motive edin. ü Sadece bir tek “zeka” ya da “yetenek” yoktur. Çocuğun birçok alana eğilimi olabilir. Yeteneklerini keşfetmesine olanak vererek; başarılı olduğu yönler olduğunu görmesini sağlamalıyız. ü Başarılı karne getiren çocukların ödüllerini abartmayın. Maddi ödüllerden ziyade manevi ödülleri kullanın. ü Tatil süresince çocuğunuzun dinlenmesine fırsat verin ve “çalış” baskısı yapmayın.
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *