Türkiye’de standartlara uygun beton üretilmesi ve inşaatlarda doğru beton uygulamalarının sağlanması için 30 yılı aşkın süredir çalışan Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), Elâzığ Depremi İnceleme Raporu’nu açıkladı.
Yıkılmış veya ağır hasar almış binaların ayrıntılı incelenmesi ve alınan numunelerin deneye tabi tutulması sonucu hazırlanan Rapor, binalarda ciddi mühendislik ve uygulama zafiyetleri ile birlikte ilkel yöntemlerle elle üretilmiş düşük kalitede beton ve standartlara uymayan donatı çeliği kullanımının Elâzığ Depremi’nde yıkıma neden olduğunu ortaya koydu.
24 Ocak 2020 tarihinde saat 20.55’te
merkez üssü Elâzığ Sivrice olan ve 6,8 Mw büyüklüğündeki depremin arama
kurtarma çalışmalarının tamamlanmasından sonra Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB)
tarafından T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının izni ve eşliği ile hasar
görmüş yapılarda detaylı inceleme yapılmıştır.
41 vatandaşımızın hayatını kaybettiği
deprem sonrası T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından son derece hızlı
sürdürülen hasar tespit çalışmaları sona yaklaşmış, an itibarıyla 8.396 bina
ağır hasarlı, 1.492 bina orta hasarlı ve 17.021 bina az hasarlı olarak tespit
edilmiştir. Hasarlı binaların net sayısı itiraz süreci tamamlandıktan sonra
ortaya çıkacaktır. Bakanlık, hasarlı binaların tespiti ve acil yıkımı gibi
kritik konular için özel olarak geliştirmiş olduğu mobil laboratuvar ve
insansız hava araçları ile süreci etkin ve başarılı bir şekilde yürütmüştür.
Betonarme yapılarda zemin etüdüne
dayanan doğru bir temel seçimi, deprem hesabını da içeren bir statik projenin
bulunması, projenin doğru olarak özenle uygulanması ve projedeki dayanımları
sağlayan malzemelerin (beton ve çelik donatılar) projede belirtildiği
boyutlarda ve konumlarda kullanılması esastır. Elâzığ Depremi sonucu hasar
gören binalarda bu kurallara kısmen uyulduğu, bazılarında ise bu kurallara hiç
uyulmadan binaların inşa edildiği görülmüştür. THBB tarafından Elâzığ’da ağır ve
orta hasarlı binalar incelenerek, örnekleme yöntemi ile bunlardan bazılarının betonlarından
karot örnekleri alınmış, ayrıca tahribatsız yöntemlerle de yapılarda muayeneler
yapılmıştır. Alınan beton karot numuneleri üzerinde, basınç dayanım deneyi
yapılarak beton kalitesi belirlenmiştir.
Belirlenen Yıkım Nedenleri:
- Elâzığ Depremi’nde yıkılan veya ağır hasar gören yapılar incelendiğinde
yıkım nedenleri arasında kısaca “elle üretilmiş beton” olarak adlandırılan şantiye
ortamında ilkel yöntemlerle üretilmiş düşük dayanımlı beton kullanılması önemli
nedenlerden biri olarak görünmektedir. Karot numune sonuçları, bu binalardaki beton
sınıflarının C6 ile C12 arasında değişmekte olduğunu
göstermektedir. Hâlbuki yapılar eski bile olsa 1975’te yayımlanmış ilk Deprem
Yönetmeliğine göre Elâzığ’da en az C18, 1998 tarihli Deprem Yönetmeliği’ne göre
ise en az C20 sınıfı beton kullanılmış olması gerekiyordu. 2018 tarihli Deprem
Yönetmeliği’ne göre ise günümüzde en az C25 sınıfı beton kullanılması gerekmektedir.
- Şantiye
ortamında ilkel yöntemlerle üretilen bu betonların o dönemde yıkanıp elenmemiş
dere agregasıyla yapıldığı, agrega tane dağılımının hiç uygun olmadığı (numune
alınan birçok yapının betonunda 40-50 mm’lik çok iri malzeme ve ince kumun
olduğu, ara boyutların olmadığı) görülmüştür. Hatta bazı binalardan karot alımı
esnasında karotlar yapıdan çıkarılamadan parçalanmıştır. Bu durum, betonun neredeyse
elle kırılacak kadar zayıf olduğunu göstermektedir. Karot sonuçlarına ilişkin
bir başka önemli ayrıntı ise aynı yapının farklı noktalarındaki sonuçların çok değişken
olmasıdır. - Elâzığ, hazır beton kullanımına geç geçen şehirlerimizden biridir. Türkiye
Hazır Beton Birliğinin 2005 yılında Elâzığ Valiliği nezdinde yapmış olduğu
girişimler ile Elâzığ’da elle betonun yasaklanması neticesinde 2005 yılından
sonra Elâzığ’da binalarda hazır beton kullanımı yaygınlaşabilmiştir. Kent
genelinde yapılan incelemelerde hazır beton kullanılan binaların yıkılmadığı ve
depremden etkilenmediği görülmektedir. - Elâzığ depreminde yıkılan binaların tasarım ve yapımında mühendislik
hizmeti almamış olması, daha önceki depremlerde olduğu gibi Elâzığ’da yıkım
nedenleri arasında çok önemli bir yere sahiptir. - Hasar gören binaların neredeyse tamamında donatıların nervürsüz düz çelik
olduğu, çaplarının ve miktarlarının yetersiz olduğu görülmüştür. Deprem
performansı açısından çok kritik olan ve boyuna donatıları saran etriyelerin
miktarının ve aralıklarının yetersiz olduğu, etriye sıklaştırmalarının
yapılmadığı, uçlarının doğru kıvrılmadığı görülmüştür. Ayrıca beton örtüsü (pas
payı) kalınlığının yeterince olmadığı, bunun neticesinde donatıların bir
kısmının korozyona uğramaya başladığı tespit edilmiştir. Elâzığ gibi havadaki
rutubet seviyesinin düşük olduğu bir şehirde demir donatılarda korozyonun başlamış
olması dikkat çekicidir. - Elâzığ kent merkezindeki binalarda bazı mimari unsurların da hasarı
arttırdığı gözlemlenmiştir. Özellikle kentin belli bölgelerinde ikiz yapışık
binalar veya bitişik nizam binalar çoklukla yer almaktadır. Bu binaların
aralarında olması gereken dilatasyonların (yapıların arasındaki boşlukların)
bırakılmamış olması, binaların birbirlerini etkileyerek hasarın artmasına sebep
olduğu düşünülmektedir.
Türkiye Hazır Beton Birliği Olarak Önerilerimiz:
- Yapı stokumuz acilen gözden
geçirilmeli ve depreme dayanıklı hâle getirilmeli
Türkiye’de
20 milyonun üzerinde konut bulunmaktadır. Bunların yüzde 35’i (yaklaşık 6,7
milyon konut) maalesef depreme dayanıksızdır. Bu doğrultuda, ülkemizin mevcut
yapı stoku envanterinin detaylı bir şekilde çıkartılması ve bütün yapıların
risk potansiyelinin ortaya konulması kritik öneme sahiptir. Bu kapsamda, ilk
etapta hızlı tarama ile tespit edilen yüksek riskli yapılar acilen
yenilenmelidir. Diğer riskli yapıların performansı daha detaylı analizlerle
değerlendirilerek alınacak tedbirler belirlenmelidir.
- İnşaat
sürecindeki bütün kurallara eksiksiz uyulmalı
Yapıların depreme dayanıklı olması için inşaatların
tasarım ve yapım zincirinde bulunan aşağıdaki kuralların hepsine eksiksiz
uyulması gerekmektedir:
- Zemin
incelemesi, - Doğru
projelendirme, - Kaliteli
malzeme, - Doğru
uygulama, - Denetim
- İnşaatlarda
daha yüksek dayanım sınıfında betonlar kullanılmalı
2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği binalarda
en az C25 dayanım sınıfı betonun kullanılmasını öngörmektedir. Yönetmeliğe göre
yapılarda kullanılacak beton dayanım sınıfının bir sınıf yükseltilmesi
sevindiricidir ancak yeterli değildir. Özellikle betonarme yapıların uzun
yıllar boyunca depreme karşı dayanıklı olabilmesi için dış çevre etkilerine
dayanıklı şekilde boşluksuz olması gerekir. Bunun için de Yönetmelik’te
dürabilitenin yani dayanıklılığın sağlanması için beton dayanım sınıflarının
daha da yükseltilmesi çok önemlidir. Yüksek dayanım sınıflarında ve kalite
belgeli betonlarla inşa edilen binaların depremde alacağı hasarın daha az
olacağını öngörebiliyoruz.
- Betonda KGS’nin yaptığı etkin
denetim sektörün tamamına uygulanmalı
Beton dünyada en çok kullanılan yapı
malzemesidir. Bugün dünyanın en yüksek binaları betonarme ile yapılmakta ve en
güvenli yapı malzemesi olarak dünyanın dört bir yanında kullanılmaktadır.
Ancak, diğer yapı malzemelerinde de olduğu gibi doğru uygulanması ve üretilmesi
gerekmektedir. Denetimin sağlanamadığı yapı, hangi malzeme ile yapılırsa
yapılsın depreme karşı yeterli dayanıma sahip olmaz. Ülkemizde beton üretiminde
en etkin denetim T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanmış
kuruluş olarak atanan Kalite Güvence Sistemi (KGS) tarafından yapılmaktadır. Bu
denetimlerde, beton üretim tesislerinin yerinde denetiminin yanı sıra habersiz
ürün denetimleri de yapılmaktadır. Hazır betonda kaliteli üretim için KGS’nin
uyguladığı denetim sistemi esas alınarak bütün tesisler ciddi bir şekilde
denetlenmelidir.
