SON DAKİKA

‘Düşüncesi olmayan mühendis eksiktir’

Kampüs, Sakarya Üniversitesi

‘Kârı Düşük Vergisi Büyük Ticaret Olmaz’

Balıkesir, Balıkesir, Bolu, Bursa, Bursa, Çanakkale, Edirne, Edirne, İstanbul, İstanbul, İzmit, Karadeniz, Kocaeli, Kocaeli, Kocaeli, Marmara, Rize, Sakarya, Sakarya, Sakarya, Sektörel, Tekirdağ, Trabzon

İstanbul’da suya yüzde 15 indirim yapıldı

Belediye, Güncel, İstanbul, İstanbul, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Marmara

‘İSKİ Yatırımları 2019’da artarak devam edecek’

Belediye, Güncel, İstanbul, İstanbul, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Marmara

‘Bir partinin bankacılık yapması hiçbir şekilde söz konusu olamaz’

Bu haber 17 Ekim 2018 - 9:22 'de eklendi ve 308 kez görüntülendi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Genel Merkez’de gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken, düzenlediği basın toplantısında CHP’nin İş Bankasındaki hisselerinin Hazineye devriyle ilgili açıklamalarda bulundu.

CHP’nin İş Bankasındaki hisselerinin Hazineye devriyle ilgili bir soru üzerine Çelik “Hukuki açıdan bir problem yok. Parlamento yetkilidir bu konuda. Fakat, ‘Biz bu hisselerden herhangi bir şekilde bir şey almıyoruz. Bunu Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumuna devrediyoruz.’ diyorlar. CHP ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu geçmişe dayalı bir çatışma, mahkemelik olmuş süreçler var. Bunun esası da CHP’nin Atatürk’ün mirasına aykırı bir biçimde davranarak elde ettiği bu nemaları Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumuna ödememesi ya da ödemeyi safsaklaması şeklindedir.”

“CHP’nin Atatürk dönemindeki CHP olup olmadığına dönük kararı lazım”

CHP’nin İş Bankasındaki hisseleri konusunda ilk krizin 1966 yılında ortaya çıktığını hatırlatan Çelik, şunları kaydetti:

“O zaman gelen meblağı ‘sermaye artırımından oluşan kar’ diyerekten ödememeye çalıştılar. Temettülerin tamamının ödenmesiyle ilgili karar verilmesi yine mahkeme kararıyla oldu. Mahkeme buna dört senede karar verebildi. Dolayısıyla CHP, Atatürk’ün vasiyetine direnerek Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumuna bu nemaları ödemezken, mahkeme kararı dedi ki ‘Bu vasiyete uy ve öde’. Bunun ilk ortaya çıkışı 1966 yılıdır. Bu dört sene içerisinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çok değer verdiği Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu büyük sıkıntılar içerisine girmiştir.

CHP, 1973 yılında yine aynı davrandı, ödemeyi savsakladı. 1977 yılında, 1978 yılında yine aynı şekilde davrandı. 93’te yine aynı şekilde davrandı ve uzun müddet bu ödemeleri geciktirdi. Hatta eski bir Türk Tarih Kurumu başkanının ifadesine göre 1973’te dava açarak bu ödemenin Atatürk’ün vasiyetine uygun olup olmadığını mahkemeye götürdü. Söylemek istediği şey de şu; Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumunun Atatürk’ün kurduğu kurumlar olmaktan çıktığı şeklinde iddiayla götürdü. Niçin? Sırf bu meblağları ödememek için. Halbuki mahkemeye neyi götürmeleri lazımdı; asıl CHP’nin Atatürk dönemindeki CHP olup olmadığına dönük bir mahkeme kararı lazım.”

“Tüm davalar CHP aleyhine sonuçlanmıştır”

Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumunun İş Bankasındaki gelirleri CHP’den ancak mahkeme yoluyla alabildiğine dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:

“CHP, temettüleri ödemeyi ‘Bunlar Atatürk’ün kurduğu kurumlar değildir’ diyerek durdurdu ve tekrar mahkemelik oldu. 2004’te Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2000 yılındaki temettüyle ilgili 1 trilyon 190 milyar lira olan bunun belli bir kısmının ödenmesine karar verdi. 2006 yılında aynı şekilde bu tablo ortaya çıktı. Yani CHP ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu arasındaki tüm davalar CHP aleyhine sonuçlanmıştır. Basın mensubu arkadaşlarımız baksın, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu ile CHP arasında İş Bankası hisselerinden doğan temettülerinin ödenip ödenmemesi konusunda ne tür tartışmalar olmuştur ve bunlar hangi sebeple mahkemelik olmuştur.

Son zamanlarda, ‘İş Bankası bu polemiklerden uzak tutulsun deniyor. Tabii ki İş Bankası bu polemiklerden uzaktutulsun ama CHP’nin 1966’dan itibaren bu ödemeleri yapmayıp, asıl İş Bankasını polemik içerisinde tuttuğu görülmektedir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın bahsettiği, Sayın Bahçeli’nin destek verdiği bu düzenlemeyle esas İş Bankası kendi itibarını korumak açısından bu tartışmaların dışına çıkarılacaktır. Bir de şunu unutmamak gerekir, Atatürk ülkemizin, milletimizin ortak değeridir. Onun mirası Türk milletine aittir. Temsil edilmesi gereken yegane yer, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. O zaman parti ile devlet özdeşliği olduğu için bu şekilde bir şey olmuştur. Amaç, Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumunun herhangi bir şekilde gelirsiz kalmasıydı.”

“Atatürk’ün mirasına saygısızlık”

Ömer Çelik, CHP’nin Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumunu bazı dönemlerde İş Bankasından gelen gelirden mahrum bıraktığını belirterek, şunları söyledi:

“Bu kurumların faaliyetlerinin aksamasına yol açmıştır. Gelinen noktada bahsettikleri şeyin bir geçerliliği yok tam tersi CHP, gerçekten Atatürk’ün mirasına değer veriyorsa şunu söylemeliydi; çok partili hayata geçildikten sonra zaten bir partinin bankacılık yapması, ister temettü alsın ister almasın, hiçbir şekilde söz konusu olamaz. Atatürk’ün mirası herhangi bir zümrede, herhangi bir sınıfta, herhangi bir oligarşik grupta ya da herhangi bir partide temsil edilemez. Milletimizin ortak mirasıdır. Cumhuriyetin mirasıdır, ‘bütün halkın mirasıdır’ diye düşünüp, esasında onun bu düzenlemeye öncülük etmesi gerekirdi ama bu da olmamıştır.

Bu tartışmada CHP’nin söylediği şeylerin her zamanki gibi hiçbir hukuki temeli yok, hiçbir siyasi temeli yok, tam tersi tarihte başımıza gelen bu olayla yaşanılan şeyler, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu ile CHP’nin Atatürk’ün mirasına saygısızlığını ortaya koyuyor. Her zamanki gibi temelsiz iddialarla ortaya çıkan tipik CHP söz konusudur. Atatürk, milletimizin ortak değeridir, onun mirası milletimiz adına Türkiye Cumhuriyeti Devletinde temsil edilmelidir. Atatürk’e saygının gerçek gereği de budur.”


Kaynak:http://www.akparti.org.tr/site/haberler/her-iki-parti-de-cumhur-ittifaki-konusunda-hassastir/104969#1


 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.