SON DAKİKA

‘Yeter ki bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım’

Bu haber 01 Eylül 2018 - 13:31 'de eklendi ve 595 kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu Mezuniyet Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu Mezuniyet Töreni’ndeki konuşmasında okuldan 2 bin 544 Türk, 18 misafir astsubayın mezun olduğunu kaydetti.

Mezunlara, vazifelerinde başarılar dileyen Erdoğan, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nde astsubaylık kritik bir görevdir. 15 Temmuz kıyamının sembol ismi Ömer Halisdemir kardeşimiz de bir astsubaydı. Ordumuza astsubay olarak katılıp daha sonra subaylığa geçen, general rütbesine kadar yükselen kardeşlerimiz var. Azmi, disiplini, kabiliyeti ve hedefi olan herkese Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm kademelerinin kapıları sonuna kadar açıktır. Subaylarımız, astsubaylarımız ve giderek sayıları artan uzman personel yapısıyla Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bölgesinin ve dünyanın en güçlü ordularının başında gelme konumunu sürekli tahkim ediyor. Üstelik bu yeni bir durum da değildir.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TSK’nın dünyanın en köklü, en yaygın ve geçmişi zaferlerle dolu ordusu olduğunu anımsatarak, bu yıl Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın 2227. yıl dönümünü kutladıklarını kaydetti.

Orduda kullanılan tümen, binbaşı, yüzbaşı, onbaşı gibi kavramların kuruluş döneminde ihdas edildiğini belirten Erdoğan, kesintisiz şekilde günümüze kadar geldiğini anlattı.

Başkan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Forsu’nda temsil edilen devletlerin en önemli özelliklerinin sağlam ordu düzeni olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Sayıca çokluktan ziyade eğitimi, düzeni, teçhizatı ve cesaretiyle öne çıkan bu ordular kendilerinden kat be kat fazla düşmanları hep yenilgiye uğrattı. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri de geçtiğimiz hafta 947. yıl dönümüne ulaştığımız Malazgirt Zaferi’dir. Selçuklu gibi Osmanlı da giriştiği büyük savaşlarda hep kendinden çok kalabalık ordulara karşı mücadele etmiş ve zafere ulaşmıştır. Esasen milletimizin tamamı, ezanı, bayrağı, vatanı ve devleti tehlikeye düştüğünde cesaretle mücadeleye atılmaktan çekinmeyecek karakterdedir. 15 Temmuz gecesi darbecilerin karşısına dikilen 15 yaşında bıyıkları terlememiş delikanlıdan 75 yaşındaki aksakallı ihtiyara kadar tek yürek olan milletimiz bu gerçeği bir kez daha teyit etmiştir.”

“VATAN SAVUNMASINDA HER AN, ALTIN KIYMETİNDEDİR”

Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitleri şiirinden “Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker. Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i. Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? ‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.” dizelerini okuyan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu ordu tarihe sığmayacak kahramanlıkların sahibi bir ordudur. Sizler bugün milletimizin ‘Peygamber Ocağı’ diyerek gönlündeki yerini ifade ettiği işte böylesine şerefli bir kurumun kapısından ilk adımınızı atıyorsunuz. Unutmayınız, giydiğinizi üniformanın onuru sizin en büyük mükafatınızdır. Vatan savunması yolunda geçirdiğiniz her an altın kıymetindedir. Hele bu yolda nasibinizde varsa sahip olacağınız gazilik veya şehitlik unvanlarının anlamlarını hiçbir maddi değerle tarif edebilmek mümkün değildir. Astsubaylarımızın ailelerine, ülkemize ve milletimize böylesine arslan yürekli kahramanlar yetiştirdikleri için teşekkür ediyorum. Üniversitemizin ve yüksekokulumuzun tüm eğitim kadrosuna da astsubaylarımızı göreve hazırlama süreçlerindeki emekleri için şükranlarımı sunuyorum.”

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletlerin tarihlerinde dönüm noktaları olduğuna vurgu yaparak, bizim tarihimizde de kimi sevinçle yad edilen kimi de hüzünle hatırlanan pek çok dönüm noktası olduğunu söyledi.

“ÜLKE VE MİLLET OLARAK TERCİHİMİZDEN ASLA PİŞMAN DEĞİLİZ”

Son yıllarda yaşana hadiseleri millet bakımından böyle bir dönüm noktası olarak gördüğünü dile getiren Erdoğan, “Bölgemizle birlikte ülkemizi de kendi senaryolarına göre biçimlendirmeye çalışanların karşısına kendi irademizle kendi hedeflerimizle çıkma kararını verdiğimiz andan itibaren zorlu bir mücadelenin içine düştük. Ülke ve millet olarak tercihimizden asla pişman değiliz. Tam tersine bugün hep birlikte başı dik, alnı açık bir şekilde geleceğimize umutla bakabiliyor olmamızı işte bu durumumuza borçluyuz. Her tercih gibi bunun da elbette bir bedeli vardır. Bu bedeli kimi zaman terör örgütlerine karşı yürüttüğümüz mücadelede vermiş olduğumuz şehit ve gazilerle ödüyoruz. Bu bedeli kimi zaman uluslararası alanda eşi benzeri görülmemiş çifte standartlara, ayrımcılığa, haksızlığa uğrayarak ödüyoruz. Bu bedeli kimi zaman işte son günlerde olduğu gibi ekonomik faturalarla ödüyoruz. Elini vicdanına koyan herkes, şu gerçeği kabul edecektir; Türkiye’nin ne sınırları içinde ve dışında maruz kaldığı terör saldırılarını ne uluslararası alanda karşılaştığı riyakarlığı ne de ekonomide oturtulmaya çalışıldığı kriz görüntüsünü hak edecek bir sorunu bulunmuyor.” diye konuştu.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Terörle mücadele konusunda bizden istenen nedir? Suriye ve Irak’ta DEAŞ’ından PKK’sına kadar tüm terör örgütleri ülkemizi taciz etsin ama biz elimiz kolumuz bağlı oturalım. Öyle mi? Üstelik bu pek çoğunun yalan yanlış olduğu daha sonra ortaya çıkan istihbarat bilgilerine dayanarak kendi topraklarından binlerce kilometre ötede devasa operasyonlar yapanların talebi. Kaldı ki bunlarla stratejik ortaklığımız da var. Terörle mücadele herkese hak görülüyor ama konu Türkiye olunca birden işin rengi değişiyor. Halbuki biz uzun yıllardır Kuzey Irak’tan bir süredir Suriye’den ülkemize yapılan saldırılar karşısında adeta yalnız bırakılmış bir ülkeyiz. Suriye’den Kilis, Gaziantep, Reyhanlı ve Kırıkhan’a 127 roket, top ve havan saldırısı yapılır, 7 vatandaşımız hayatını kaybeder, 125 vatandaşımız yaralanırken bunlar ne yapıyordu biliyor musunuz? Ülkemize daha önce konuşlandırılmış hava savunma sistemlerini hemen geri çekiyorlardı. Sadece bununla kalmadı kendimizi koruyabilmemiz için ihtiyacımız olan füze savunma sistemleri ve yüksek teknolojiye dayalı silah ve ekipmanlar olmadık bahanelerle bize verilmedi. Hatta bize parasıyla satmadıkları silahları götürüp terör örgütlerine bedava verdiler. Topraklarımızı korumak ve milletimizin can ve mal güvenliği için alternatif arayışına girdiğimizde de hemen karşımıza dikilip, ‘Sakın ha.’ diyorlar. Bizim bu tür dayatmaları kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye’nin S-400’lere ihtiyacı var ve bunun da anlaşması bitmiştir. İnşallah en kısa zamanda alacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Verirler vermezler onu bilemem. Verdikleri takdirde anlaşmaya uyduklarının bir ispatıdır. Şu ana kadar biz ortaklığımız gereği 900 milyon dolar ödeme yaptık ve taksitler geldikçe ödüyoruz. 120 F-35 anlaşmamız da bize verilmesi gerekiyor. Verilir veya verilmez artık dünya tek ülkeden ibaret değil, bunların çok alternatifleri var. Orası vermezse bir başka yerden biz bunları temin ederiz veya üretiriz. İnsansız hava araçlarını vermediler, şimdi biz üretiyoruz. Silahlı insansız hava araçlarını vermediler, şimdi biz üretiyoruz. İşte bu teröristleri bunlarla vuruyoruz, etkisiz hale getiriyoruz. Kötü komşu bizi de ev sahibi yaptı.” diye konuştu.

Türkiye’nin Avrupa ve Amerika’yla olan müttefiklik, ortaklık ilişkilerinin olduğu kadar diğer ülkelerle tesis edeceği işbirliklerine de ihtiyacı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Türkiye’yi tek taraflı ilişkiye zorlayanların gizli veya açık, dünyanın dört bir yanında ne tür faaliyetler içerisinde olduklarını gayet iyi bildiklerini vurguladı.

Bugüne kadar ikili veya çok taraflı ilişkilerin hiçbirinde sözlerini tutmazlık etmediklerinin altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Kimseye riyakarlık yapmadık ama bize hepsi yapıldı. Eğer bir güvenilirlik testi yapılacaksa, bu testten alnının akıyla çıkacak tek taraf Türkiye’dir. Hem Avrupa hem de Amerika bu konuda defalarca sınıfta kalmıştır. Biz buna rağmen yükümlülüklerimize sözlerimize, ahitlerimize bağlı kalmayı sürdürdük. Amerika’nın sadece Suriye konusunda bize verip yerine getirmediği sözleri burada saymaya kalksam kimsenin yüzümüze bakacak hali kalmaz. Ülkemizle ilgili olarak Amerika’da açılan davaların verilen mahkumiyet kararlarının örneği bir başka ülkede yok.

İzmir’de tamamen hukuk içinde yürüyen bir davayı bahane ederek, Türkiye’yi askeri ve ekonomik alanda çökertmeye yönelik gayretler içerisinde girilmesini hiçbir mantıkla izah etmek mümkün değil. Aynı şekilde Avrupa Birliği’nin tam üyelik müzakerelerinde sıra bize geldiğinde o çok övündüğü kriterlerini nasıl fırıldak gibi döndürdüğünü en iyi kendileri biliyor. Ülkemizin ne ekonomisiyle ne de demokrasisiyle mukayese dahi edilemeyecek düzeydeki devletleri çok kısa süre içinde tam üye yapanlar Türkiye’yi dışlamak için adeta kendilerini inkar etmekten çekinmiyorlar.”

“DÖVİZ KURUNDAKİ İSTİKRARSIZLIK ÜLKEMİZE YÖNELİK BİR OPERASYONDUR”

Başkan Erdoğan, ekonomi konusunda yaşananları bunlardan bağımsız görmediklerini vurgulayarak, “Türkiye’de döviz kurunun böylesine yüksek rakamlara çıkartılmasının gerisindeki saikleri görmek için allame olmaya gerek yok. Herşey apaçık ortadadır. Biz ekonomideki artılarımızın da eksilerimizin de gayet iyi farkındayız. Buradan bir kez daha söylüyorum. Döviz kurundaki istikrarsızlık  ülkemize yönelik bir operasyondur. Terör örgütleri eliyle içimizdeki ihanet çeteleri vasıtasıyla yapamadıklarını döviz kurunu döviz kurşunu haline getirdikleri ekonomi silahıyla gerçekleştirmek istiyorlar. Allah’ın izni ve milletimizin dirayetiyle nice oyunları bozan, nice senaryoları yırtıp atan, nice ihanetleri tepeleyen Türkiye bu saldırının da üstesinden gelecektir. Ne yaparlarsa yapsınlar 2023 hedeflerine ulaşmamızı engelleyemeyecekler.” diye konuştu.

İhracatın yükselmeye devam ettiğini, istihdamın artırmayı sürdüğünü ve üretim çarklarının döndüğünü aktaran Erdoğan, bayram tatilinde turizm ve ticaretin tarihi rekorlar kırdığının altını çizdi.

“EKONOMİ YÖNETİMİMİZ GEREKEN TÜM TEDBİRLERİ ALIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Döviz kuru ne olacak” diye soranlara şöyle cevap verdiklerini aktardı:

“Bu da geçer ya hu… Şair şöyle söylüyor, ‘Bi karardır felek daim döner durmaz bir an. Dursa bir an ne yer kalır ne gök kalır be ya hu. Kah-ı zulmet, kah-ı envar birbir ardın devreder. Kah-ı lütuf, kah-ı kahır, ondan olur be ya hu… İmtihan için oluptur daima neş’e, azab. Sen, sen’i bilmek içindir, kahrı lütfu be ya hu…’ Biz bir yandan ‘Bu da geçer ya hu’ derken, diğer taraftan da teknik olarak üzerimize düşenleri yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz. Ekonomi yönetimimiz ülke içinde ve dışında gereken tüm tedbirleri alıyor, temasları kuruyor. Yavaş yavaş bunların somut neticelerini almaya da başladık. Yeter ki bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım. Bunu sağladığımızda diğer tüm sıkıntıların birer birer çözüm yoluna girdiğini göreceğiz. Güçlü siyaset ancak güçlü ordu ve güçlü bir ekonomiyle birlikte hayata geçirilebilir. Türkiye hem siyasette hem askeri alanda hem ekonomide katettiği mesafeyle güçlü olmayı hak eden, etmeye çalışan bir ülkedir.”

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, FETÖ başta olmak üzere ihanet çetelerinden, darbeci, cuntacı, vesayetçi zihniyetten arındırdıkları ölçüde askeri güçlerinin arttığını gördüklerini vurgulayan Erdoğan, özellikle 15 Temmuz sonrası attıkları her adımda bunun emarelerine şahit olduklarını söyledi.

“YEDİ DÜVELİ ÖNÜMÜZE KATAR, CEHENNEME KADAR KOVALARIZ”

Başkan Erdoğan, “Dün Ankara’da Kara Harp Okulu’nda, bugün ise Balıkesir’de Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu’nda mezuniyetlerinin sevincini paylaştığımız subay ve astsubayların kararlılığı bize gelecek için güven veriyor.” dedi.

Gelecek yıl yeni stadyumda 5 bin kişilik tribünlerde bu törenleri yapacaklarını aktaran Erdoğan, martta müteahhit firmanın teslimatını yapacağını, çok daha gururlu ve onurlu bir şekilde kutlama törenlerini gerçekleştireceklerini belirtti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz bu orduyla değil terör örgütlerini Allah’ın izniyle tıpkı ecdadımız gibi yedi düveli önümüze katar, cehenneme kadar kovalarız. Askerlerimizin eğitim, öğretimi ve morali her gün daha da yükseliyor. Savunma sanayisinde her gün daha da ileri gidiyoruz. Milletimiz ülkesine ve ordusuna canı pahasına sahip çıkıyor. İstiklal Marşımızın şu kıtası çok önemli. ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım. Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım.’ Bu duygularla bir kez daha bugün mezun olan astsubaylarımızı tebrik ediyor, görev yerlerinde kendilerine başarılar diliyorum. Velilerine böyle evlatları silahlı kuvvetlerimize kazandırdıkları için şahsım ve milletim adına şükranlarımızı sunuyorum.”


Kaynak: http://www.akparti.org.tr/site/haberler/cumhurbaskanimiz-erdogan-kara-astsubay-meslek-yuksek-okulu-mezuniyet-toreni/103799#1

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.