İstanbul
Parçalı bulutlu
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Marmara Basın Yaşam 'Edebiyat Bizi Arafa Çağırır'

'Edebiyat Bizi Arafa Çağırır'

Sakarya Büyükşehir Kasım Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Söyleşi ve İmza gününde sevenleri ile bir araya gelen Şair ve Yazar Tarık Tufan, “Gerçek manada okumayı bilmemek, insanın varoluşunu zedeleyen bir şeydir. Bu anlamda gerçek manada harfleri tanımamıza vesile olan şey edebiyattır. Edebiyat bizi tüm aidiyetlerin dışında arafa çağırır” dedi.
Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kasım Kültür Sanat Etkinlikleri, ‘Edebiyat Bizi Nereye Çağırıyor’ konulu söyleşi ile devam etti. Adapazarı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programa konuşmacı olarak katılan Şair ve Yazar Tarık Tufan program sonrasında ‘Şanzelize Düğün Salonu’ isimli kitabını sevenleri için imzaladı. Okumayı Bilmemek Varoluşu Zedeler Şair ve Yazar Tarık Tufan, “Gerçek manada okumayı bilmemek, insanın varoluşunu zedeleyen bir şeydir. Bu anlamda gerçek manada harfleri tanımamıza vesile olan şey edebiyattır. Biz edebiyat üzerinden okumayı öğreniriz. Çünkü mübarek elçi, Cebrail ‘oku’ dediğinde; ‘ben okuma bilmem’ cevabını verdi. Daha sonra ise hakikate çağıran bir okuma biçimi hatırlatıldı” dedi. Farklı Olan Samimiyettir Tufan konuşmalarını şu şekilde sürdürdü; “Bazen uzaktan baktığınızda duyarlılık olarak gördüğünüz şeyin yakınına gittiğinizde bir kariyer planı olduğunu görebilirsiniz. Benim için ölçü budur. Bir şeyin kariyer planıyla duyarlılık arasındaki farkı samimiyettir. Edebiyatın bizi çağırdığı yer; kariyer planı değil, meseleye dâhil olmaktır. Mesela şuan Rus devriminin ateşli naraları atan adamlarını hatırlamıyoruz. Fakat Dostoyevski’yi hatırlıyoruz. Mesele ateşli Sovyet Rus sloganları atmak değil, mesele Suç ve Ceza’yı yazabilmektedir. Edebiyatın bizi çağırdığı yer Suç ve Ceza’nın dünyası, Raskolnikov’un dünyasıdır.” Durduğumuz Yerden Rahatsız Olmalıyız “Edebiyatın bizi bir yere çağırması için durduğumuz yerden rahatsız olmamız gerekiyor. Eğer durduğu yerde son derece zihinsel konforla hayatını sürdürüyorsanız zaten o zihinsel konfor her ne olursa olsun başka bir yere gitmeye manidir. Edebiyatın çağırdığı yer Raskolnikov’un eline baltayı alıp cinayet işlemeyi düşündüğü yerdir. Tam orasıdır. Oradaki derin sahici ahlaki tartışmadır.” Edebiyatın Çağırdığı Yer “Edebiyatın bizi çağırdığı yer Oğuz Atay’ın durduğu yerdir. Oğuz Atay’ın bulunduğu yer tam bir araftır. Edebiyat bizi tüm bu aidiyetlerin dışında o arafa çağırır. Ben Nedim Gürsel’ci değil, Oğuz Atay’cıyım. O arafa gittiğinizde karşılaşacağınız başka edebiyat adamları vardır. Mesela Refik Halit Karay oradadır, mesela Kemal Tahir, Cemil Meriç, Peyami Safa oradadır. Bunlar belki birbirleri ile karşılaştıklarında birbirlerinden haz etmezler fakat edebiyatın çağırdığı yere gittikleri için oradadırlar.” Gerçekleştirilen konferansın ardından Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Aktürk, Tufan’a teşekkür ederek günün anısına plaket takdim etti.
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *