İstanbul
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Marmara Basın Yaşam 'Tasavvuf muhteşem bir insanı ortaya çıkarabilir'

'Tasavvuf muhteşem bir insanı ortaya çıkarabilir'

Sakarya Büyükşehir Belediyesi Mart Kültür-Sanat Etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen konferansta konuşan Prof. Dr. Mustafa Kara, “Tasavvufi eğitim ruhumuza ilgili şartlar çerçevesinde eğitim sunulduğu zaman muhteşem bir insan ortaya çıkabilir. Buna ister insanı kamil deyin ister başka bir kelime kullanın önemli değil. Şu kesindir ruhumuzun böyle bir kabiliyeti vardır” dedi.
SAKARYA Sakarya Büyükşehir Belediyesi Mart Kültür-Sanat Etkinlikleri kapsamında Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara tarafından bir konferans düzenlendi. Konferansa Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Şube Müdürü Adem Turan’da katıldı. Prof. Dr. Mustafa Kara konferansta hazır bulunan seyircilere Tasavvuf bize ne söylüyor? sorusuna ilişkin bilgiler verdi. Önce yol arkadaşı ‘Önce arkadaş sonra yol’ sözünü hatırlatarak konuşmalarına başlayan Prof. Dr. Mustafa Kara, “Önce yol arkadaşını bulmak sonra yola girmek lazım. Evet tasavvuf bize ne söylüyor? sorusuna birinci cevabımız bu. Tasavvuf bize önce ustanı bul diyor, önce yol arkadaşını bul, önce rehberini bul. Sonra onunla birlikte yola düş. O arkadaşı bulmak büyük ve zor bir iştir. Hele bu çağ için imkansız bir iştir. Herkes kendisi arar kendisi bulur ilke budur. Bulduk ve yola girdik diyelim ikinci cevap şudur. Az ye, az uyu, az konuş. İşin ABCsi bu. Nedir bu? Önce bedenimizin ihtiyaçlarını zapturapt altına almamız gerekir. Bedenin ihtiyaç ve şehvetlerini zapturapt altına almaya  riyazet denir. Riyazet ise eğitim demektir. Tasavvufi yolculuğun genel adı da zaten eğitimdir. İster ruh ister gönül eğitimi deyin. Osmanlı döneminde okullarda Riyazet-i Bedeniyye diye bir ders vardı. Evet bu beden eğtimi demek.  Bizim konumuz şüphesiz Riyazet-i Bedeniyye değil. Riyazet-i Ruhiye” diye konuştu. Dünyada garip gibi yaşa Kan ve kemikten olan bedenin riyazet yoluyla olağanüstü şeyler ortaya koyabildiğini söyleyen Kara, “Bedenimiz bunu ortaya koyarken ruhumuz koyamaz mı? Bedenimiz olağanüstü şeyler ortaya koyuyor da ruhumuz niçin olağanüstü şeyler yapamasın? İşte tasavvufi eğitim bunun içindir. Tasavvufi eğitim ruhumuza ilgili şartlar çerçevesinde eğitim sunulduğu zaman muhteşem bir insan ortaya çıkabilir. Buna ister insanı kamil deyin ister başka bir kelime kullanın önemli değil. Şu kesindir ruhumuzun böyle bir kabiliyeti vardır. İçimizin, ahlakımızın, kalbimizin böyle bir kabiliyeti vardır. Bunun için ilk ders ise bedenin şehvetlerini zapturapt altına almaktır. Dergahlarda insanlara gurbette oldukları hatırlatılır. Bu bizzat efendimizin uyarısıdır. Bu dünyada garip gibi yaşa diyor. Bir yolcu gibi ol. Bu bir şuur halidir. Bu dünyada kısacık bir ömrün var,  kalıcı değilsin misafir olduğunu unutma demektir. Bu dünyada misafir olduğumuzun şuuruna varabilirsek birçok yanlışımızı düzeltebiliriz. Birçok yanlışımız aslında burada kalıcıymış gibi davranmamızla ilgilidir” ifadelerini kullandı.
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *