Google Çöktü, Kurumlar da Çöktü mü?
4 Eylül 2025 sabahı milyonlarca insan için hayat bir anda durdu. Gmail açılmadı, Drive’daki dosyalara ulaşılamadı, Haritalar yol göstermedi. Sadece bireyler değil, kamu kurumları ve özel şirketler de bu kesintiden doğrudan etkilendi. Birkaç saatlik arıza, işleyişin nasıl kolayca aksayabileceğini ve kurumların dijital bağımlılıklarının ne denli tehlikeli olduğunu gözler önüne serdi. Sorulması gereken esas soru şuydu: Google çöktüğünde kurumlar da mı çöküyor?
Bugün biliyoruz ki dijital altyapılar artık elektrik, su ya da doğal gaz kadar kritik. Bir belediyenin yazışmalarını yapamaması, bir bakanlığın dosyalarına erişememesi, bir şirketin müşterisiyle iletişim kuramaması sadece teknik aksaklık değil; yönetimsel, ekonomik ve güvenlik boyutları olan bir krizdir. Bu kriz, kurumların kendi dijital altyapılarını kurma ihtiyacını acı bir şekilde hatırlattı.
Devletin bu noktada atması gereken adımlar çok açık. Öncelikle, ulusal bulut altyapısı kurulmalı ve kritik verilerin yabancı sunucularda değil, yerli merkezlerde güvenli şekilde saklanması sağlanmalı. Kamu kurumları, stratejik yazışmalarını yabancı şirketlerin e-posta servislerine bırakmamalı; şifreli ve kapalı devre sistemlerle bağımsız iletişim altyapıları geliştirmeli. Açık kaynak kodlu çözümler, hem güvenlik hem de maliyet açısından güçlü bir seçenek olarak teşvik edilmeli. Üniversiteler, teknoparklar ve kamu iş birlikleriyle geliştirilecek yazılımlar, uzun vadede dışa bağımlılığı azaltacaktır.
Bununla birlikte, düzenli siber güvenlik tatbikatları yapılarak kurumların olası kesintilere karşı hazır olması sağlanmalı. Tıpkı askeri tatbikatlar gibi, dijital krizlere yönelik senaryolar çalışılmalı, alternatif iletişim kanalları ve yedekleme mekanizmaları devreye sokulmalı. Çünkü bugünün savaşları sadece cephelerde değil, veri merkezlerinde de yaşanıyor.
Tüm bu adımların çerçevesini belirleyecek bir dijital egemenlik stratejisi şart. Bu strateji, enerji ya da savunma politikaları kadar öncelikli görülmeli. Ulusal bütçelerde dijital güvenlik yatırımlarına özel kaynak ayrılmalı, kurumlar sadece günlük ihtiyaçlarını değil, kriz anlarında ayakta kalabilmelerini de planlamalı.
Google kesintisi bize bir kez daha gösterdi ki; kurumların kendi altyapıları olmadan dijital dünyada varlıklarını sürdürebilmeleri mümkün değil. Bir sabah uyanıp e-postalarımıza giremediğimizde yalnızca işlerimiz aksıyor gibi görünebilir. Ama aslında çok daha büyük bir sorunla yüzleşiyoruz: Egemenliğimizi ve kurumsal bağımsızlığımızı başkasının sunucularına teslim etmiş oluyoruz. Gerçek çözüm, kurumların kendi dijital altyapılarını kurmalarından geçiyor. Çünkü çağımızda kurumları ayakta tutan şey sadece binaları değil, veriye hükmeden sistemleridir.
