Disiplin Bir Zorunluluk mu, Yoksa Kendine Duyduğun Saygı mı?
Hayatımızın bir döneminde mutlaka disiplini sert bir kurallar zinciri, özgürlüğümüzü kısıtlayan bir baskı ya da katlanılması gereken bir zorunluluk olarak gördük. Zihnimiz "disiplin" kelimesini duyduğu an; sabahın erken saatlerinde çalan alarmsı sesleri, ertelenmek istenen görevleri veya zorunlu rutinleri hatırlatır bize.
Peki ya disiplin, zannettiğimiz gibi dışarıdan bize dayatılan bir "hapishane" değil de, kendi hayatımızın direksiyonuna geçmemizi sağlayan en büyük özgürlükse?
Anlık Arzular mı, Gelecekteki "Sen" mi?
Disiplin dediğimiz kavram, aslında basit bir seçimden ibarettir: Şu an ne istediğin ile en çok ne istediğin arasında yaptığın seçim.
Ertelemek, konfor alanında kalmak, anlık hazların peşinden gitmek insan doğası için son derece zahmetsizdir. Ancak günün sonunda o anlık hazlar bittiğinde geriye ne kalır? Çoğunlukla suçluluk duygusu, ertelenmiş hayaller ve kaçırılmış potansiyeller...
İşte tam bu noktada disiplin devreye girer. Disiplin, ertelememek değil; gelecekteki kendine hürmet etmektir.
- Sabah o spora gitmek, sadece kaslarını çalıştırmak değildir; "Ben bedenime değer veriyorum" demektir.
- O kitabı okumak, o projeyi zamanında bitirmek sadece bir görevi tamamlamak değildir; "Ben kendi zihnime ve verdiğim sözlere saygı duyuyorum" demektir.
Kendine verdiğin bir sözü tuttuğunda özsaygın artar. Verdiğin sözü her bozduğunda ise zihnin sana şunu fısıldar: "Sen zaten yapamazsın."
Özdeğerin Sessiz Aynası: Öz-Disiplin
Kendi özdeğerini arayan insan genellikle bunu dışarıdan gelecek onaylarda arar. Oysa en kalıcı özdeğer, kişinin kendiyle baş başa kaldığı anlarda inşa edilir. Kimse bakmıyorken ne yaptığın, senin kendinle olan ilişkini belirler.
Kendine saygı duyan bir insan;
- Zihnini değersiz içeriklerle doldurmaz.
- Bedenini ihmal etmez.
- Zamanını boşa harcatmaz.
- Kendi hedeflerini başkalarının öncelikleri uğruna feda etmez.
Tüm bunları sağlayan görünmez güç ise öz-disiplindir. Yani disiplin, özgürlüğü kısıtlayan bir pranga değil; özsaygının somutlaşmış halidir.
Zorunluluktan Saygıya Geçiş
Eğer disiplini bir "zorunluluk" olarak görürseniz, zihniniz buna sürekli direnecektir. Çünkü insan zihni zorlamadan kaçar. Ancak bakış açınızı değiştirip bunu bir "kendine duyduğun saygı" eylemi olarak tanımlarsanız, rutinleriniz bir yük olmaktan çıkıp birer öz-bakım ritüeline dönüşür.
Bugün kendinize şu soruyu sorun:
"Hayatımda disipline etmekte zorlandığım alanlar, aslında kendime yeterince saygı göstermediğim alanlar olabilir mi?"
Gelecekteki halinize bir iyilik yapın. Bugün ona olan saygınızı, ertelemediğiniz o küçük adımla gösterin. Çünkü siz, kendi sözünüzü tutmaya değersiniz.
Siz Ne Düşünüyorsunuz?
- Hayatınızda disipline etmekte en çok zorlandığınız alan hangisi?
- Sizce disiplin bir özgürlük kısıtlaması mı, yoksa özsaygının anahtarı mı?
